24 Ocak 2016 Pazar

The Young Elites - Marie Lu / Yorum

I am tired of being used, hurt, and cast aside.

Adelina Amouteru is a survivor of the blood fever. A decade ago, the deadly illness swept through her nation. Most of the infected perished, while many of the children who survived were left with strange markings. Adelina's black hair turned silver, her lashes went pale, and now she has only a jagged scar where her left eye once was. Her cruel father believes she is a malfetto, an abomination, ruining their family's good name and standing in the way of their fortune. But some of the fever's survivors are rumored to possess more than just scars-they are believed to have mysterious and powerful gifts, and though their identities remain secret, they have come to be called the Young Elites.

Teren Santoro works for the king. As Leader of the Inquisition Axis, it is his job to seek out the Young Elites, to destroy them before they destroy the nation. He believes the Young Elites to be dangerous and vengeful, but it's Teren who may possess the darkest secret of all.

Enzo Valenciano is a member of the Dagger Society. This secret sect of Young Elites seeks out others like them before the Inquisition Axis can. But when the Daggers find Adelina, they discover someone with powers like they've never seen.
Adelina wants to believe Enzo is on her side, and that Teren is the true enemy. But the lives of these three will collide in unexpected ways, as each fights a very different and personal battle. But of one thing they are all certain: Adelina has abilities that shouldn't belong in this world. A vengeful blackness in her heart. And a desire to destroy all who dare to cross her.

It is my turn to use. My turn to hurt.

Sayfa Sayısı: 368
Baskı Yılı: 2015
Dili: İngilizce
Yayınevi: Penguin
Seri Adı: The Young Elites
Seri Sıralaması: 1 / 3
Goodreads Puanı: 3,95 / 5

________________________________________________________________

Selam selam selaam! Nasılsınız? Umarım hepiniz iyisinizdir.Öğrencilerin çoğunlukla bir keyif hali içinde olduğunu düşünüyorum çünkü önümüzde pek de uzun olmasa da bir tatil var. Belki karneleriniz canınızı sıkıyor olabilir ama düzeltmek için önünüzde koooskoca bir dönem olacak,hem canınız sağ olsun sonuçta karne her şey değil.

Son zamanlarda canımı sıkan bir durum var, yani şu sıralar ülkemizde birden çok can sıkıcı ve üzücü durum var aslında ama ben sadece birine değineceğim. TEOG yüzünden,karneler yüzünden intihar eden öğrencilerden haberiniz vardır sanırım. Yoksa da artık öğrenmiş oldunuz.Bu konu gerçekten beni oldukça üzdü.

Arkadaşlar size bir şey söylemek istiyorum; hiçbir sınav,hiçbir not,hiçbir karne sizin değerinizi ölçmüyor. Ülkemizin eğitim sistemi maalesef ki ezber bilgiye dayalı sınavlardan ibaret. Eğer ki bu sınavlarda başarıya ulaşamıyorsanız akıllı olmamakla itham ediliyorsunuz.Oysa ki yanlış! Sizin bu sınavları yapamıyor olmanız aptal olduğunuzu göstermez. Her insan içinde keşfedilmeyi bekleyen bir cevher taşır.Başarılı olduğunuz alana yönelin ve onun üstünde yoğunlaşın. Okulu tamamen boşlayın demiyorum çünkü maalesef ki geleceğimizi belirleyen faktörlerden birisi okul. Fakat en önemli faktör değil.Geleceğinizi yalnızca SİZ belirlersiniz. Ailenizin ya da çevrenizin baskılarıyla bir şeye yönelmeyin,bu sizin hayatınız. Aileniz,arkadaşlarınız hayatınızın bir parçası olacak ama bu hayatı siz yaşayacaksınız.İstemediğiniz bir hayatın içine hapsolmayın. Tabii ki tavsiye alın,tamamen kendi yolunuzu çizin demiyorum çünkü hayatımızın temelini oluşturmak için çok genciz,hata yapmaya çok müsaitiz. Büyüklerinizin tavsiyelerini dinleyin ama sırf onlar mutlu olsun,onlara yaranayım diye sevmediğiniz bir hayatı yaşamayın. (Sözlerimi yanlış anlamayın lütfen.Annem babam ders çalış diyor ben çalışmayı sevmiyorum o yüzden sevmediğim bir şeyi yapmayıp çalışmayacağım diye bir çıkarım yapmayın.Benim bahsettiğim meslek seçimi,evlilik gibi hayatınızı tamamen değiştirebilecek konular.Sırf ailesi istiyor diye doktor olmaya çalışan birçok arkadaşım var benim.)

Kısacası,evet okul önemli bu yadsınamaz bir gerçek.Ama şu dünyada en önemli şey sizsiniz. Şu an üzülüp,ağladığınız tüm o sınavları,notları ileride gülerek hatırlayacaksınız. Hayat bu kadar küçük şeylere üzülüp ağlamak için çok kısa.Önünüzde koskocaman fırsatlarla dolu bir ömür var. Bunu düşünün ve gülümseyiiin ^_^

Niye böyle bir yazı yazdım bilmiyorum ama cidden şu intihar olayları çok canımı sıkmıştı.Biraz içimi dökeyim size dedim. Sıktıysam sizi affola ^_^ Hıım,her neyse artık kitabımızın yorumuna dönelim. Sizi daha fazla bekletmeden kitabın konusunu anlatmaya geçiyorum.

On yıl önce bir salgın hastalık patlak vermiş birçok insanın ölümüne sebep olmuştur.Bulaştığı yetişkinlerin hepsi ölürken kurtulan çocuklar bazı "işaretler" taşımaktadırlar. Örneğin Adelina hastalıktan kurtulanlardan birisi. Saçlarının gerçek rengi siyah fakat hastalık sonrası saçları gümüşi gri oluyor.Sol gözünü hastalık yüzünden kaybetmiş ve o yüzden yüzünün sol tarafında pürüzlü bir yara taşıyor. Onun gibilere malfettolar diyorlar,yani Türkçe olarak bozulmuşlar gibi bir anlamı var.

Malfettolar toplum içinde sevilmiyorlar çünkü herkes onların kötü şans getirdiğine inanıyor.Adelina'nın babası da bunlardan birisi. Adelina'nın ailesinin adını lekelediğini düşündüğü için ona çok kötü davranıyor. Ayrıca malfettoların bazılarının özel güçleri olduğu dedikoduları halk arasında dolaşıyor. Hatta bu özel güçlü malfettolara bir isim bile veriyorlar; Genç Elitler.

Adelina babasının şahit olduğu bir konuşması yüzünden evden kaçmaya karar veriyor.Bu kaçışta korkunç bir olay meydana geliyor ve Adelina'nın başı büyük derde giriyor.Bir şekilde Adelina'nın yolu Genç Elitler'in bir kolu olan Hançer Cemiyeti ile kesişiyor. Çünkü Adelina'nın da bir Genç Elit olduğunu fark eden Hançerler Adelina'yı içine düştüğü beladan kurtarmaya geliyor.Fakat onun güçleri şimdiye kadarki tüm Genç Elitlerden daha güçlü ve daha karanlık,çünkü Adelina'nın kalbini saran bir karanlık var. Gücünü kontrol etmeyi öğrenmesi gerek yoksa herkes için tehlike oluşturacak.Birçok Hançer üyesi Adelina'dan korksa da Enzo Valencia onu eğitmekte ve cemiyetin bir parçası yapmakta kararlı. Bu yüzden Adelina Hançerler'in yardımıyla gücünü kontrol etmek için eğitimlere başlıyor.

Adelina gücünü kontrol etmeyi öğrenirken kendi karanlığından sıyrılmaya çalışıyor.Aynı zamanda Engizitörlerin ,ya da Sorgucular da diyebiliriz, başı olan Teren adındaki düşmanından da kurtulmaya çalışıyor.Bir yandan da Teren'ın elinde tutsak olan kız kardeşi Violetta'yı kurtarmaya çalışıyor.Fakat sakladığı sırlar onu derine çekiyor. Bakalım Adelina mücadelelerinde başarılı olabilecek mi?

Marie Lu,en sevdiğim yazarlardan biridir. Efsane serisinin de favori serilerimin arasında sarsılmaz bir yeri vardır. Bu yüzden The Young Elites'i beğeneceğimi bilerek aldım elime. Çünkü Marie kötü kitap yazamaz yani,kadında böyle bir özellik yok.Yanıldım mı peki,tabii ki yanılmadım ve kitaba tam anlamıyla BA YIL DIM! Distopya kitaplarına karşı büyük bir zaafım var.En sevdiğim tür olan distopya ikinci sevdiğim tür olan fantastikle karıştırılmışsa hele o kitabı okumadan edemiyorum. The Young Elites de distopya ve fantastik karışımı bir kitap ve bu bile okumadan kalbimi çalmasına yetmişti.

Kitap oldukça akıcı.Zaten Efsane serisini okuduysanız Marie'nin yazdığı kitapların elden bırakılamayacak kadar güzel olduğunu biliyorsunuzdur.Kitapta gizliden gizliye hep bir aksiyon ve gerginlik havası var.Hançerler'in planlarını gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini,Adelina'nın Teren'dan kurtulup kurtulamayacağını öğrenme hevesiyle sayfaları çevirirken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Ayrıca Marie her an her şekilde sizi şaşırtmayı başarabiliyor. Kitapta ters köşe olduğum 6-7 sahne vardı ve ben hepsinden sonra kendime gelmek için bir 5 dakika ara verdim kitaba.Hele son 100 sayfa EFSANEYDİİ! Aksiyon doruğa çıktı ve şaşırdığım sahnelerin çoğu son 100 sayfadaydı.


Marie Lu'nun 4 kitabını okudum ve The Young Elites içlerindeki en karanlık havaya sahip olan kitap. Efsane serisinin baş karakterleri başından beri kendine güvenen,sağlam yapılı karakterlerdi ve her zaman toplumun iyiliği için uğraşıyorlardı.Fakat TYE'nin karakterleri öyle değil. Adelina da,Hançer Cemiyeti de,Teren da içlerinde karanlık bir tarafa sahip.Hepsinin amacı öncelikle kendilerini korumak ve kendi emellerini gerçekleştirmek. Örneğin Hançer Cemiyeti özel güçlere sahip olmayan malfettoları kurtarmaya tenezzül bile etmiyor. Yani kitaptaki karakterlerin hiçbiri saf iyi değil.

Favori karakterime gelecek olursak tabii ki Adelina'yı seçiyorum.Kitap boyunca o kadar çok hata yaptı ki ona kızgın olmam gerek aslında. Hele son yaptığı hata beni şok etti fakat ona kızamıyorum.Çünkü yaptığı her şey kız kardeşini korumak içindi.Ne olursa olsun o sadece 16 yaşında,kız kardeşi için savaşan ve güçlerini kontrol etmekte zaman zaman başarısız olan bir kız. Hatalarını insanlara zarar vermek istediği için değil,aksine onları korumak istediği için yapıyor.Ayrıca kitap boyunca geçirdiği değişim muhteşemdi. Kitabın başında çekingen,korkak ve kendinden utanan bir kızdı fakat sonradan cesur,kendine güvenen ve güçlü bir kıza dönüştü.Böyle değişim yaşayan karakterlere bayılıyorum.

Bir diğer sevdiğim karakter ise Enzo. Enzo'yla ilgili daha başlarda öğrendiğimiz bir gerçek var ki beni çok şaşırttı. Ayrıca bad boyları sevmem ama Enzo'nun katı duruşu falan çok hoşuma gitti. Enzo ve Adelina shipliyorum kesinlikle ^_^ Hançerler'den olan Gemma ve Raffaele'i de sevdim.Fakat Enzo'nun yerini tutamazlar.

En ama en nefret ettiğim iki karaktere gelelim.Kraliçe Giulietta ve Teren. İkisi de saf kötü diyebileceğimiz karakterlerden.Fakat hangisi daha kötü derseniz Kraliçe derim.Zaten Teren'ın beynini yıkayan da o. İkisini de hiç ama hiç sevmedim,onların olduğu bölümleri okurken dişlerimi gıcırdatıp durdum. Nefret ediyorum sizden -_-

Belirttiğim gibi kitap karanlık bir havaya sahip.Bunun en önemli nedenlerinden biri karakterlerin,özellikle de Adelina'nın ruh hali.Kitabı üç karakterin (Adelina,Raffaele ve Teren) bakış açısından okuyoruz. En çok bölümü olan tabii ki Adelina.Adelina'nın sürekli melankolik,kafası karışık ve güvensiz bir ruh haline sahip olması da kitabı karanlık bir kitap yapıyor.Ve Marie'nin karakterlerin ruh hallerini çok iyi yansıttığını da söylemeden geçemeyeceğim.Özellikle son sahnelerde Adelina'nın yaşadığı hayal kırıklığı resmen içime oturdu.


Kitap bittiğinde kitabı fırlatıp atmakla kucaklamak arasında kaldım. Fırlatıp atmak istiyordum çünkü yine Marie duygularımla çok feci oynamıştı,kucaklamak istiyordum çünkü kitaba ciddi anlamda aşık olmuştum. Yine bir Marie kitabı ve yine dağılan,harap olan,yıkılan bir adet Naz.Şimdi de hemen The Rose Society'yi okumalıyım diye kıvranıyorum.Marie her zaman aynı şeyi yapıyor ya,her kitabında acı çektiriyor kadın resmen :(( Bize de yazık ama yapma :(((


Kısacası bu kitap da her Marie kitabı gibi muhteşemdi! İngilizce kitap okumakla sorununuz yoksa mutlaka alın okuyun derim ben. D&R,Idefix ve Arkadaş Kitap'ta bulabilirsiniz kitabı. Yayın hakları büyük ihtimalle Pegasus'tadır diye düşünüyorum.Umarım kısa sürede çevrilir ve herkes bu muhteşem kitapla tanışma fırsatını yakalar ^_^


15 Ocak 2016 Cuma

Kül - Shani Petroff & Darci Manley / Yorum



Kader önceden belirlendi. Yönetim tarafından sıkıca kontrol ediliyor. Değiştirilemez.
Madden Sumner bir Mor olarak doğdu. Sistemin en yüksek halkası. Kaderi Yediler Bakanı olmak. Dax halkanın alt tabanı olan Kül, bir Renksiz. Kaderinde gerçekleştirmesi gereken hiçbir şey yok. Buna rağmen hayatından vazgeçmiş değil. Statüsünün onu tanımlamasına izin vermeyecek. Dax ve Madden'ın yolları, özgürlüklerini kazanmak için verecekleri mücadelede hiç beklemedikleri bir şekilde birleşecek. Peki, kaderleri için savaşmaya gerçekten hazırlar mı?

Sayfa Sayısı: 464
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Novella Dinamik
Seri Adı: Destined
Seri Sıralaması: 1 / 2 
Goodreads Puanı: 3.96 / 5


_____________________________________________________________________

Herkese merhabaaa! Yılın bu sene okuduğum ilk kitap olan Kül'ün yorumuyla karşınızdayıım! Ayrıca senenin ilk yorumu da oluyor bu :D Neden bunu belirttiğimi bilmiyorum ama bilemedim neyse :D Aslında Kül'ün 2015'in son kitabı olmasını planlamıştım fakat araya giren ödevler,sınavlar falan derken anca okuyabildim.Unutmadan,kitabı yorumlamam için gönderen Novella Dinamik'e çok teşekkür ederiim! Giriş kısmını uzatmadan hep yaptığım gibi kitabın konusuna geçiyorum.

Kitap bir distopya kitabının havasına uygun olarak katı bir sistemi içeriyor,o yüzden önce sizlere kitaptaki kast sisteminden bahsedeyim. Kitabın dünyasında herkesin kaderi doğduğu anda belirleniyor.Kaderden kasıt bütün bir yaşamın belirlenmesi değil belirli bir zamanda kişinin gerçekleştirmesi gereken görev belirleniyor sadece.Fakat bireyin tüm yaşamı bunun etrafında şekillendiği için kader olarak adlandırılıyor bu görevler. Herkes kaderini belirlendiği zamanda,dakikasını bile kaçırmadan gerçekleştirmek zorunda.Eğer ki gerçekleştirmezse bunun cezasını canlarıyla ödüyorlar.

Toplum kaderlerinin önemine göre renk isimleri verilerek 7 tabakaya ayrılmış durumda.Aşağıdan yukarıya doğru sıralama şöyle; Küller,Barutlar,Kahverengiler,Sarılar,Yeşiller,Kırmızılar ve Morlar. Tahmin edebileceğiniz gibi en önemli kadere sahip olanlar baş karakterlerimizden biri olan Madden gibi Mor tabakasında bulunanlar.En basit ve önemsiz kaderlere sahip olanlar ve Dax gibi kadere sahip bile olmayanlar -yani Renksizler- Kül tabakasını oluşturuyorlar. Kitaptaki hiyerarşi böyle işliyor kısacası.Bu sistemin nedeni ise bir süre önce bir "olay"ın yaşanmış olması.Yaşanan bu olay milyonlarca insanın ölümüne sebep olduğundan böyle acımasız bir sistem benimsetilerek toplum düzene sokulmaya çalışılıyor.

Dax bir Renksiz Madden bir Mor iken  -sıradan bir Mor da değil,kız geleceğin Yediler Bakanı!- nasıl bir araya geleceklerini merak ediyorsunuzdur büyük ihtimalle.Maalesef burayı detaylı anlatamayacağım çünkü çok önemli bir  spoiler vermek zorunda kalırım ve bunu size yapmak istemiyorum. Bir kader tamamlanamadığından ortaya çıkan trajedi sonucunda birleşmek zorunda kalıyorlar diyebilirim sadece. Birleştiklerinde ise kendilerini kocaman bir karmaşa ve kaos içinde buluyorlar ve sarpa saran işlerden kurtulmaya çalışıyorlar. (spoiler vermeden uzatamayacağım için maalesef kısa kesmek zorundayım bu kısmı :(( )

Her distopya yorumumda bunu söylüyorum; ben distopyalara BA-YI-LI-YO-RUM! Distopya olması ve konusunun oldukça ilgi çekici olması kitaba karşı beklentimin yükselmesine neden olmuştu. Peki beklentin karşılandı mı diyecek olursanız şunu söyleyebilirim,kesinlikle evett!

Kitap her distopyanın sahip olduğu o katı ve acımasız havaya sahip. Renklerin yaşam koşulları,gördükleri muameleler arasında dağlar kadar fark.Kitabı bir Renksiz yani en alt tabakadan olan Dax ve bir Mor yani en üst tabakadan olan Madden'ın bakış açılarından okuduğumuz için bu farkı çok açık bir şekilde hissedebiliyoruz.Fakat şöyle bir düşününce hiç kimsenin,Morların bile,kendi hayatları,kendi seçimleri olmadığını fark ediyorsunuz.Hep belirlenmiş bir hayatı yaşamak zorundalar ve bu çok korkutucu.Zaman zaman yanlış seçimler yapıp üzülsek de en azından bu seçimlerin kendi seçimlerimiz olduğunu bilmek kadar güzel bir şey yok bence. Bir şeyleri,daha doğrusu hayatını belirli bir yönde yaşamaya zorunlu bırakılmak çok korkunç! Her zaman özgür olmayı seven bir yapım olduğundan kitabın beni en çok etkileyen kısmı bu oldu. Çünkü bence karakterlerin onlar için çizilen yolda yürüme zorunluluğu çok iyi yansıtılmıştı.

Kitap 80-90 sayfa boyunca beni sarmadı doğru söylemek gerekirse. Fakat 90'dan sonra olayların açısı 180 derece değişti ve ben kitabı elimden bırakamadım,kitlendim kaldım kitaba. Olan "o" olayda resmen şok oldum! Yani tahmin etmiştim ama olmamasını umuyordum diyebilirim. Ve olunca cidden çok üzüldüm. Şu an olayın ne olduğunu bilmediğiniz için meraktan çatlıyorsunuz sanırım ama umurumda değil çünkü içimi dökmem gereek! Her neyse,o olaydan sonra kitap benim için oldukça sürükleyici hale geldi ve beni birçok yerde şaşırtmaya devam etti. Size söyleyebileceğim şey 90. sayfadan sonra her an şaşırmaya hazır olun!!

Gelelim karakterlere. Daha önce de belirttiğim gibi kitap iki ana karakterimiz Dax ve Madden'ın bakış açılarından anlatılıyor. Bu yüzden ikisini de,çevrelerindeki karakterleri de tanımamız kolay oluyor.Dürüst olmak gerekirse Madden'ı başta sevmemiştim.Mor olduğu için kibirli gibi gelmişti gözüme ve başlardaki düşünceleri de bu yargıma destek çıkacak şekildeydi.Fakat kitap ilerledikçe,olayların yönü değiştikçe Madden da değişti ve ben onun aslında ne kadar güçlü bir kız olduğunu fark ettim.Doğduğu andan itibaren Yediler Bakanı olmak için yetiştirilmiş ve 17 yaşında geldiğinde ise koskoca bir ülkeyi yönetmek üzere başa geçecek.Fakat gerçekte o sadece 16 yaşında bir kız.Alt tabakadan insanlarla arkadaşlık yapamıyor çünkü Yediler Bakanı statüsüne gölge düşürmemesi gerek. Sürekli güçlü bir duruş sergilemesi gerek çünkü bunu yapmazsa başa geldiğinde insanlar onu küçük görebilir.Yani aslında Madden gerçekten çok büyük bir yük altında ezilen küçük birr kız.

Gelelim Dax'e.Başından beri çok sevdim onu.Sivri dili,daha kitabın başından sergilediği korumacı ve adalet yanlısı tavırları çok hoşuma gitti.Renksiz olduğu için pek fazla arkadaşı yok,hatta annesi bile onu sefil durumlarının sebebi olarak görüyor. Neyse ki abileri,ikisi Mor olsa bile, Dax'e iyi davranıyor ve onu seviyorlar. Fakat o da diğer Küller gibi üst tabakalar tarafından aşağılamalara maruz kalıyor tabii ki. Birazcık aykırı bir kız olması en çok sevdiğim yönlerinden oldu Dax'in. Sevdiklerini korumak için yaptığı fedakarlıklar ve korkusuz tavırları ise muhteşemdi. Başından beri güçlü duruşuyla büyüleyen bir karakter oldu beni Dax.

Yan karakterlere geçelim bir de. Aldan ve Sol'ü baya sevdim.Aldan,Dax'in abisi, çok pozitif ve neşeli nasıl sevmeyeyim ^_^ Sol ise kaderi çok kötü olmasına rağmen -spoiler sayılabileceği için söyleyemiyorum maalesef :( - şakacı tavrından hiç ödün vermeyen birisi.Ayrıca Madden'a yardım etmek için canını bile tehlikeye atıyor çocuk,çok tatlı ya. Link ve Theron da diğer yan karakterlerden.Link Dax'in abisi ve Theron da Aldan'ın en yakın arkadaşı arkadaşı. O ikisini de çok sevdim ya! Fakat ikisi arasında favorim Theron. O meşhur trajedik olaydan sonra sürekli Dax'i düşünmesi çok tatlıydı. Kesinlikle Dax ve Theron destekliyorum ^_^

Yeni yılın ilk kitabı bu kadar güzel olduğu için çok mutluyum açıkçası.Belirttiğim gibi,beklentilerim yüksekti zaten ama bu kadarını da beklemiyordum.Kısacası ben bu kitaba tam anlamıyla bayıldıım! 

Kitabın tasarımı hakkında yazmazsam içimde kalır.Öncelikle ciltli olduğunu belirteyim. Dış kapağına aşık oldum.Mor benim favori rengimdir ve dış kapak tamamen mor!! İç kapak ve sayfaların yan tarafı ise sarı.Başta sarı ne alaka diye düşünmüştüm ama kitabı okuyunca anlam kazandı her şey. Dax'in ailesi Sarı olduğu için sanırım sarı yapılmış kapak da,yani umarım öyledir :D Ayrıca kitabın kapağının iç kısmı ise aşağıda gördüğünüz şekilde,yani muhteşem. Çok müthiş bir iş çıkarmış Novella Dinamik,tebrik ediyorum kendilerini ^_^


Yine kendimi kaptırıp uzuuun uzun yazdığım bir yorum oldu bu :D Buraya kadar okuduysanız size çok teşekkür ederim. Ve hepinize de Kül'ü tereddütsüz öneririm! Umarım en az benim kadar beğenirsiniz,herkese sevgiler! ^_^