10 Ocak 2015 Cumartesi

KVBT 3. Tur 3. Gün | Uyurgezer Anılar - Kathleen Alcott | Okumak İçin 5 Neden


Uyurgezer Anılar turumuzun 3. gününden herkese merhabaa!Bu yazıda sizinle kitabı okumak için 5 nedeni paylaşacağıım ^_^


1. Kitabın kurgusu çok orijinal ve farklı.

2. Yazarın dili ve anlatım tarzı çok etkileyici.

3. Aile bağlarını iyi bir şekilde ele alan bir kitap.

4. Kitaptaki olaylar ve kişiler çok gerçekçi.

5. Ida,Jackson ve James arasındaki ilişki her ne kadar farklı bir ilişki olsa da çok etkileyici.


Facebook sayfamızda kitaptan bir sürü güzel alıntılar bulabilirsiniz,ayrıca yarın gece sonlanacak bir çekilişimiz de var sayfada.Şansınızı deneyin derim ben :)

a Rafflecopter giveaway

8 Ocak 2015 Perşembe

KVBT 3.Tur 1. Gün | Uyurgezer Anılar - Kathleen Alcott / Yorum + Çekiliş


Gözlerimin arkasındaki boşlukta anılarım rengârenk…

Ida çocukluğundan beri her anını ikisi de uyurgezer olan Jackson ve James kardeşlerle birlikte geçirmiştir. Nerede bir "I" varsa, orada muhakkak bir de "J" vardır. Dış dünya onları komşu ve arkadaş olarak görse de onlar kendilerince, kan bağları olmayan kardeşlerdir.

Onlarınki konuşmadan anlaşmaya dayalı, kuralları ve sınırları olmayan bir ilişkidir. Ama üçü olgunlaştıkça ve duyguları karmaşıklaştıkça Ida ve Jackson, kardeşten çok daha öte olduklarını fark ederler. Jackson'ın uyurgezerliği etrafındakilere zarar vermeye başlayınca ve James ruhsal sorunları sebebiyle hastaneye yatırılınca, ailesini yıkma tehlikesi oluşturan, hükmedemediği olaylar karşısında Ida ne yapacağını bilemez hale gelir.

Aile tanımıyla mücadele eden, toplumsal algıları sorgulayan ve insanları birbirine bağlayan karmaşık bağları keşfe çıkan olağanüstü bir ilk roman.




Sayfa Sayısı: 240

Baskı Yılı: 2014

Yayınevi: Martı Yayınları

Orijinal Adı: The Dangers of Proximal Alphabets
Goodreads Puanı: 3.30 / 5

__________________________________________________

Merhabaa!Üçüncü turumuzun ilk gün yazısıyla karşınızdayım :D Her turda ayrı bir heyecan yapıyorum fakat iki turdur ilk yazıları yazma görevi bende olduğu için ayrı bir gerginlik var üzerimde. Ayrıca kitap çok değişik bir anlatıma sahip olduğu için yorumlamakta sıkıntı çekebileceğimi düşünüyorum,onun stresi de var üstümde.Daha fazla uzatmadan hemen yorumuma geçiyoruum.


Ida,acı bir kaza sonucunda annesini kaybetmiştir.Yan kapı komşuları Jackson ve James ise babalarını kaybetmiştir.Dolayısıyla ebeveynleri,her ne kadar onlar pek fark etmeseler de,bir bağ kurarlar.Tabi bu üç çocuk da birbirlerine bağlanır.İlişkileri yıllar geçtikçe karışık bir hal alır çünkü artık onlar o masum üç çocuk değillerdir.Bir de işin içine Jackson ve Ida'nın birbirlerinden hoşlanması girince olaylar iyice sarpa sarar.

James ve Jackson çocukluklarından beri uyurgezerdir.James bunu 12 yaşında bırakmış olsa da Jackson'ın rahatsızlığı gün geçtikçe kötüye gitmektedir,öyle ki bu Ida'ya zarar verecek boyuta bile ulaşmıştır.Bu sorunların yanına James'in psikolojik rahatsızlıkları eklenince Ida ailesi olarak gördüğü kişilerin dağılmasını engelleme çabasına girecektir.

Kitap,yazının başında dediğim gibi,değişik bir kitap.Geçmişe dönüşlü bir şekilde anlatıyor olayları.Böyle olunca haliyle bazen kafanız karışabiliyor.Yazarın anlatım dili hoş,ama biraz karışık.Bazı cümleler çok uzundu,cümlenin sonuna geldiğinizde başını unutuyordunuz.Ama bazı cümleler de öyle etkileyiciydi ki defalarca kez okuyup üstünde dakikalarca düşündüm.


Kitabın değişik olduğu kadar karakterler de değişik.Örneğin Jackson uyurgezerliği esnasında etrafa tehlike saçmasına rağmen bununla yüzleşmiyor.Hatta Ida'yla defalarca kez kavga ediyorlar bu yüzden.Ida ise kendini James ve Jackson'ı korumaya öyle adamış ki zamanla bu üçlünün birbirine zarar verdiğini göremiyor.

Başlarda Ida,Jackson ve James arasındaki ilişki çok hoştu.Annesiz bir kız ve babasız iki çocuk sürekli beraberler,her şeyi beraber yapıyorlar.Ne kadar sevimli değil mi? Fakat sonradan bu ilişki aşırı karmaşıklaşmaya başladı.Zaman geçtikçe aralarındaki bağ güçlense de ilişkileri uçuruma sürüklenmekten kurtulamadı.

Şu ana kadar tur kitaplarımız arasında okuduğum en karmaşık ama beni en tatmin eden kitaptı Uyurgezer Anılar.Başlarken beklediğim kitap kesinlikle bu değildi,toz pembe Amerikan filmleri tarzında bir kitap bekliyordum arka kapağını okumama rağmen.Fakat bu kitap beni gerçekten ters köşeye yatırdı.Hayatı,acımasız gerçekler de dahil olmak üzere,her şekilde anlatan bir kitap.Kısacası kitap benim çok hoşuma gitti.Farklı türde bir kitap okumak isteyen herkese öneririm.

Aşağıda 1 kitap hediyeli çekilişimize katılmayı unutmayııın!Ayrıca Facebook sayfamızda da 1 kitap hediye ediyoruz.Katılan herkese bol şanslar!!


Bu turda bize destek olan Martı Yayınları'na çok teşekkürler.













a Rafflecopter giveaway

4 Ocak 2015 Pazar

Tersyüz - Amy Harmon / Yorum

"Tersyüz bize modern yaşamın unutturduğu duyguları hatırlatıyor. Güzellik sadece yüzeysel olabilir ama bu hikâye ta içinize işleyecek ve uzun süre aklınızdan çıkmayacak." 
-A Love Affair With Books -

"Zaman zaman sizi neye uğradığınızı şaşırtan bir kitap okursunuz. Bu kitap benim için tam olarak böyleydi. Bugüne kadar okuduğum en güçlü hikâyeydi ve bana inanın, çok çok fazla kitap okuyorum. " - Holly Kelly, Rising kitabının yazarı.-

"Hiçbir Çirkin, Ambrose kadar yakışıklı, hiçbir Güzel de Fern kadar naif olmamıştı! Tersyüz sizi toplum yargılarının ötesine götürerek, yaralı ve genç kalplerin bir attığı bu duygusal hikâyeyle içine çekecek." -Romancekolik-

"Tersyüz, sevginin, arkadaşlığın, kaybetmenin ve hayata dair ikinci bir şansın, duygusal, yürek burkan ama aynı zamanda içinizi ısıtacak, kolay kolay unutamayacağınız öyküsü." 
-Tuğçe'nin Kitaplığı-

Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a âşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar… Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikâyesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa ve yaralı bir savaşçının, sıradan bir kıza olan aşkının hikâyesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin'i...
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 376
Baskı Yılı: 2014
Yayınevi: Yabancı

Orijinal Adı: Making Faces
Goodreads Puanı: 4.45/5

__________________________________________

Selaaam!Aslında kitabı bitireli neredeyse üç gün oluyor ama yine üşengeçliğim tuttuğundan anca giriyorum yorumunu.Allah'ıım bu nasıl bir kitap,yorumunu nasıl yapacağım hiçbir fikrim yok.En iyisi konuyu kısaca anlatarak başlamak.

-biraz spoiler içerebilir

Fern küçük bir kasabada yaşayan ve kendini çirkin bulan bir kız.En yakın arkadaşı,sırdaşı kuzeni olan Bailey.Bailey'in ise kas distrofisi var yani belden aşağısı felç,dolayısıyla tekerlekli sandalyeye bağımlı.Durumu git gide kötüleşiyor ve kollarını bile zor kullanıyor artık.Bailey ve Fern arasında öyle bir bağ var ki,Fern artık Bailey söylemeden ne istediğini anlayıp yapıyor.Bailey'in öyle bir zor durumda olması Fern'in ona karşı anaç bir tavır takınmasına neden olmuş.Dışarıdan bakınca tuhaf bir ikili olarak görünüyorlar; çirkin,kızıl saçlı,cılız bir kız ve tekerlekli sandalyede bir çocuk.İçlerine girince ise bambaşka ve renkli dünyaları olduğu ortaya çıkıyor,bana göre muhteşem ikililer yani.

Bir de Ambrose var,okulun yakışıklı çocuğu.Müthiş bir güreşçi,hayatı boyunca bir kere bile kaybetmemiş.1.97 boyunda,kaslı ve çok güçlü bir yapısı var.Yani Fern için tamamen ulaşılmaz birisi.Fern çok küçük yaştan beri seviyor Ambrose'u,durum şu ki Ambrose onun farkında bile değil.

Fern'in diğer bir yakın arkadaşı Rita da Ambrose'dan hoşlanıyor.Rita harika güzellikte bir kız,hep Fern'in olmak istediği türden birisi.Rita'nın edebi yönü Fern'e göre zayıf olduğundan Ambrose'a Rita adına mektuplar yazmaya başlıyor Fern.Yazdıkça daha da aşık oluyor çünkü sevdiği adamın bambaşka yönleri gözlerinin önüne seriliyor.Bir şekilde bu mektup olayı ortaya çıkıyor ve Fern'i hiç fark etmeyen Ambrose kötü bir yoldan onu fark etmiş oluyor.

11 Eylül olayları zamanında geçiyor kitap.Bu sırada Amerika ordusuna katılması için gençler arıyor.Ambrose orduya katılmak için gönüllü oluyor ve arkadaşları da onunla gidiyor.Maalesef ki beş kişi olarak giden gruptan sadece Ambrose geri dönüyor.Döndüğü hali ise hem fiziksel hem de ruhsal olarak gittiği halinden çok farklı oluyor.

Döndüğünde çareyi kendini soyutlamakta buluyor Ambrose fakat Fern onun peşinden o kadar çok koşuyor ki dayanamayıp Fern ve tabii ki neredeyse onun bir parçası olan Bailey ile arkadaş oluyor.

-spoiler bitti


Yani gerçekten ne desem bilemiyorum bu kitap hakkında.Çok büyük beklentilerle aldığım bir kitaptı çünkü Goodreads puanı aşırı yüksekti ve yorumlar da bir o kadar muhteşemdi.Beklentilerimi karşıladı mı?Evet fazlasıyla karşıladı,hatta karşılamaktan öteye gidip beni darmaduman etti.

Karakterlerin hepsine bayıldım.Hiçbiri mükemmel değil ama hepsi o kadar içimizden ve samimi ki sevmemek mümkün değil.Fern'in o duygusallığı,utangaçlığı ve Ambrose'a olan samimi aşkı...Ambrose'un o güçlü duruşu altında yatan narin kişilik... Bailey,ah Bailey hakkında ne desem bilmiyorum.Sanırım okuduğum tüm kitaplar arasında beni en çok etkileyen karakter oldu. Hayata çok geride başladığını düşünebilirsiniz,çünkü çok kötü bir hastalığı var.Ama o, o kadar canlı,o kadar hayata bağlı ve o kadar cesur ki aslında hayatta hepimizden önde.

Her ne kadar kitaptaki asıl karakterler Fern ve Ambrose olsa da Bailey benim için asıl karakterdi.Fern'i Ambrose'tan korumaya çalışması,engelleri olmasına rağmen güreşe olan tutkusundan hiç vazgeçmemesi,arkadaşlarını korumak için her şeyi yapması...Buraya beni etkileyen daha onlarca özelliğini yazabilirim.Muhteşem bir karakterdi Bailey.

Genelde kitapları okurken alıntı çıkaramam fakat bu kitapta o kadar fazla alıntı buldum ki defterim Tersyüz alıntılarıyla doldu.Yazarın yazdıkları büyüleyici,okurken kayboluyorsunuz içinde kitabın.Karakterlerin hislerini,düşüncelerini öyle aktarmış ki yazar ne hissederlerse aynısını kalbinizin derinliklerinde hissediyorsunuz.

Kitaptaki yaşanan olaylar çok gerçekçi,belki de bu yüzden çok etkiledi beni.İtiraf ediyorum,bazı yerlerde ağladım.Hala aklıma geldikçe duygulanıyorum.NEDEEEEN?!?!??!!?!

Kesinlikle okuduğum en güzel kitap olduğunu söyleyebilirim.Yeni yıla böyle bir kitapla başlamak müthiş bir şey.Eğer ki tereddüt ediyorsanız hiç etmeden alın okuyun bu kitabı.Eminim siz de bu hikayenin içinde kaybolacak,Fern,Bailey,Ambrose üçlüsünün yanında olmayı içten bir şekilde isteyeceksiniz.